2 Ağustos 2010 Pazartesi

"Kaç Türlü Girilirdi Anılardan İçeri?"

III 

"Ve her şey dönüştü işte 
Kahverengi bir çarşambadan 
Sapsarı bir cumartesiye. 

Ansızın bir rüzgar çıktı demin 
Çölde yanıt arayan alaycı bir rüzgar 
Kolalı bir örtü gibi acıtıyor yüzümü 
Yakıyor gözkapaklarımı da 
Toplayıp getiriyor anılarımı bir bir 
Uzun yolları hiç sevmeyen anılarımı. 

(Kaç türlü girilirdi anılardan içeri? 
1 - İşte bir zambağın özsuyunun içilişi gibi 
2 - Süt emer gibi bir memeden 
Bütün renklerin ve bütün kokuların bir anda bilinişi 
3 - Dibini kazıyor alanlar: dünyanın iç çekişi.) 

(Ansak mı anmasak mı 
Yeri mi şimdi değil mi 
Bir tren yolculuğunda ve her yerde 
Her şeyin ya da hiçbir şeyin hiç mi hiç çekilmezliğini 
Bir hafta tatilini, bir öğle vaktini, belki bir pazartesiyi 
Saatler iyi 
Adamlar gülüyorlarsa iyi, gülmüyorlarsa gene iyi 
Ve bütün yolcuların dalgın 
Koparıp koparıp bir şeyler yediklerini 
Görünüşte kararsız 
Görünüşte üzgün, endişeli 
Görsek mi acaba, görmesek mi 
Açıp da kapalı gözlerini arada 
Şöyle bir görünümü tek bir solukta 
Yalandan, inatla içine çekenleri 
Ya da bir köprüden geçerken, bir tünele girerken 
Belirtip yüzlerinde çok görmüşlüğün izlerini 
Bir tilki çevikliğiyle, acele 
Katarak yolculuğa hiç yoktan bir gizemliliği 
Bilmem ki, görmesek mi 
Durunca tren bir istasyonda 
Dudakları çatlamış, ateşli, hasta bir istasyonda 
Dünyanın bütün elma satıcılarına bakıp 
Bakıp da her şeyi ilk defa tanıyormuş gibi 
Uzanıp pencerelerden sarkık gerdanlarıyla 
Tutarak parmaklarıyla yalancı 
Ve ucuzundan bir kolyeyi 
Acaba görmesek mi 
Bir treni ve dünyada tren olan her şeyi. 

Ansak mı anmasak mı acaba 
Yeri mi şimdi, değil mi 
Sırasını bekleyen bir kadının, hasta 
Gereğinden fazla abartılmış yüzünü 
Besbelli iğrenirdiniz 
Çevirirdiniz gözlerinizi yer tahtalarına 
Bir duvar saatine ya da kapıya 
Telefona bakardınız, tırnaklarını incelerdiniz uzun uzun 
Kısaca 
Kaçınmak isterdiniz o yüzden -ama bitmedi- 
Gördünüz, görüverdiniz bir daha 
Sıyrılmış acılardan ansızın 
Sevecen, durgun, sade 
O yüzü 
Belki de, orda, acele 
Karar verdiniz 
Bir anneniz olsun isterdiniz böyle 
Ve belki sarılıp öpmek isterdiniz onu 
Her neyse... 

Söylesek, yeniden mi söylesek şimdi de 
Ben uzun yolları hiç sevmem 
Doğacak bir çocuk gibi beklemeli anılar 
Ansızın doğmalı, ansızın ölmeli saniyelerde.)" 

0 yorum:

Yorum Gönder