Herkesin baş etmek zorunda olduğu bir iç cehennemi vardır. Her ne kadar bu "iç medeniyet"lerin kendine özgü dehlizleri olsa da, kuvvetle muhtemel ki çoğu "dış kürekler"in taşıdığı korlarla harlanır, katlanılamayacak hale gelir - getirilir. Bunu fark etmiş her insanoğlu Sartre'ın şu dediğine bayılıııır da bayılır: "Başkaları cehennemdir."
Başkaları cehennemdir de, bu iç çölün bir damla su görmesi için de dönüp baktığımız yer yine "başkaları"dır. (Ölü ve deli insanları bu yargıdan ayrı tutuyorum) Ortasına itin sıçtığı bu iki ucu boklu değneği alıp beynimizin çürümeye yüz tutmuş herhangi bir yerine, bir bunalım halinde kendisini sinsice ortaya atıversin diye, kaldırırız. Kimse çıkıp da "insan kendine yetmeli ıdı bıdı" mavalı okumamalı bu noktada. Bunlar artık söylene söylene anlamından azat olmuş, yetersiz gereklilik cümleleri. Aklını azıcık kullanabilen herhangi bir birey (ölüler ve deliler hariç) kendisinin kimi konularda yeterli olduğunu bilse ve / veya hissetse bile kimi konularda yeterli olamayacağını, kendini - içini - ancak insanla bileyebileceğini, dolayısıyla atalarından kendine aktarılmış sosyalliği geri plana atamayacağını bilir. Sevmek için tek kişi yeterli olabilir belki, fakat sevişmek için kişi gereklidir.
Bilene bilene yiteriz zamanla ve zamanda. Kendi cehennemimiz yetmezmiş gibi, başkalarının cehenneminde sınarız "naçiz ruh"larımızı. Sonra zamanın geniş düzlüklerine sereriz o naçiz ruhları bir nebze de olsa soğuması için. Birbirimizin cehennemlerini harlaya harlaya öreriz yaşamı. Kendi cehennemimizi bir diğerinden üstün sanarak hayata ve kendimize tutunuruz. "Gerçekten" öldüğümüzde nedenlerini tek tek sorabilmek için yaradana, bizi öldürmeyen (!) şeyleri biriktiririz ruhumuzda ve aklımızda. -Belki-lerden kurtulabileceğimiz günlerin hayaliyle örtebiliriz ancak "parçalanamayan şimdi"nin amaçsız akışını. Belki, ne dersiniz?
Kendi cehennemimin sesiyle yazmak istedim bu yazıyı. Kendi canımın kanıyla. Bu kendine özgü azaplar da bir yerlerde kayıt altında kalsın istedim. Fakat ne bu azaplara ne de sizin onları bilmenize değer veriyorum şu noktada, affedin. Tek diyeceğim: Benim sizden ve sizin cehennemlerinizden razı olduğum gibi ve kadar Allah da sizden razı olsundur. Sizi, size küfreder ve sizden intikam alır gibi affedeceğime cehenneminizin en harlı yerine olan sarsılmaz bağlılığınıza inandığınız kadar inanabilirsiniz. Eyvallahlarımla!
0 yorum:
Yorum Gönder